29/5/2008 · Kategori: yasam

Malum kadınlar kadar çarşı pazar gezip de bir şeye karar veremeyen mahlukat yoktur dünya yüzünde…

Alacakları nesnenin feriştahı gelse bile bazen “katır inadı” tutar, “yok orasında dikiş hatası var, yok burasında renk karmaşası var” diyerekten bin dereden bin su akıtıp koskocaman bir baraj göleti meydana getirebilirler… Bunu hoş görmek ve bazen de olduğu gibi kabul etmek lazım…

Bir hatun arkadaşımız, geçen gün gezmedik semt ve alışveriş merkezi bırakmadı ama hala daha eli boş döndü. Aradığı bir sütyendi… Sütyen deyip geçmemek lazım; o sütyen ki memelerin fingirdeşmesini rapt u zapt altına almaya çalışan otoriter bir annedir aynı zamanda… Memeler istediği kadar fingirdeşmeye meyilli olsun. Sütyeni giydiği an, biraz daha cool bir tavır içine girmeleri an meselesidir.

Aranılan sütyen nasıl bir şey diye fazlaca da kendinizi yormayın. Altı üstü minik iki parça ve belki biraz da bir iki dantel parçası olarak tahayyül edebilirsiniz ama bizim hatun kişi için durum böyle değil!

Birincisi sütyenin altında memeleri destekleyen ve belki de onu bir on dörtlüğün memesi gibi herkesin gözüne batıra batıra sokan ince demirin esnekliği ve kullanışlılığı birinci derecede aranılan özelliktir.

İkinci özellik ise kullanılan kumaştır. Bulaşık süngerini andıran sütyenler, bizim kızı asla ve kat’a kesmez… Kullanılan kumaş ‘havı dökülmüş” o ipek teni hırpalamamalı onu bir mücevher gibi sarıp sarmalamalıdır.

Dikişler de çok önemlidir… İğnenin battığı iki aralık, iki sevgiliyi ayıracak kadar derin ve uzun olmamalıdır. Biraz daha samimi ve biraz daha yakın olmalıdır.

Renk konunda ise kadınların fazla seçeneği yok gibidir. Sütyenler, ya beyaz, ya ten rengi ya da siyahtır…

İşte bu tüm detayları içinde barındıran ve fiyatı cep yakmayan bu sütyen en nihayetinde bulunmuştur. Beşiktaş’ta, minik bir dükkanın minik bir vitrininde…







Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!