15/12/2008 ·
Neden insanlar evlendiklerini yedi mahalleye duyurmak ister.
İki kişi evlenir, gerisi ise hikaye değil midir?
Yok, bizim ülkemizde insanlar evlendiklerini diğer insanların gözüne gözüne sokmak ister.
Gelin arabasını bir güzel börtü böcek ile bezer.
Börtü böcek ile süslemek yetmez, bir de eş, dost ve ne kadar tanıdık varsa hepsini gelin arabasının peşine taktırıp şehir turu attırır…
Trafiğin en yoğun olduğu, insanların beynine kan sıçradığı, yorgunluktan göz kapaklarının teğet geçtiği bu anlarda bir de gelini taşıyan börtü böcekli araba ile onun takipçileri “datttt, datttt” diye kornalarına asılmazlar mı?
O an, işte o an insanın elinde olsa o gelin ve damada birkaç vecize söz söyleme isteği derya deniz gibi kabarıp duruyor işte:
Ya kardeşim evleniyorsunuz tamam, anladık ama çevreye vermiş olduğunuz bu rahatsızlık ne?
Birkaç ay sonra siz de birbirinizin başının etini yerken, kıskançlık krizleri eşliğinde med cezir dalgaları ile savrulurken zaten konuya komşuya, akrabaya yakına rahatsızlık vereceksiniz…
Hadi bunlar genç, başlarında kavak yelleri esiyor diyor atalarımız; ya siz değerli büyüklerimiz, bu gençlerin heyecanlarını yedi düvele duyurmak zorunda mısınız?
Trafiğin en keşmekeş olduğu anda, kırmızı ışıkta birkaç saniye bekleme sabrınız da mı yok Allah aşkına?
Biriniz kornaya asılırken, diğerinizi geri kalır mı?
Kalmaz…
Lütfen, rica ediyorum, artık kösnülleşmiş bu gelenekleri bir kenara bırakım.
İnsanlar evlenirken takım taklavat tüm saz ekibi ile arkalarına düşüp şehir turları atmayalım.
Attığımız bu şehir turları ile vatandaşa geçici çevre rahatsızlığı vermeyelim.
Zaten, bu gençler birkaç ay sonra çevreye yeteri kadar rahatsızlık vereceklerdir inanın.