26/2/2009 ·
Adımız ne olursa olsun; yaşımız ister 4, ister ise 70 olsun; kimliğimiz kadın ya da erkek olsun, hiç ama hiç fark etmiyor. Her şey için bir bahanemiz, yanımızda 24 saat hazır ve nazır olarak taşıdığımız acil işlerde ilk kullanılacak sihirli çantanın herhangi bir gözünde saklı…
İşe geç mi, kaldık; mutlaka ya trafik vardır, ya da hava ciddi anlamda yağmurlu ve bulutludur. Peki doğrusu nedir; evden ucu ucuna çıkmak değil midir… Bırakın ucu ucuna çıkmayı, hatta 5-10 dakika geç çıkmaktır bunun adı…J))
Eve keyifsiz geldik, hemencecik bahanemiz hazır… İşteki çekişmeler, ya da performans düşüklüğü veya ekonomik krizin etkisinde kalmaktır. İş ile ev arasındaki o beyaz kağıda süt ile çizilmiş ince hat’ı siz yaşam ilkesi olarak belirlemezseniz, daha çok sihirbazın çantadan çıkardığı gibi bahane üretirsiniz…
Okulda başarılı bir öğrenci değilsiniz, istediğiniz mesleğe ailenizin tepkisi yüzünden yönelemiyorsunuz. Eyvah, karne zamanı geldi ve zayıflar bir trenin vagonları gibi ardı ardına dizilmiş bile… Tabii ki bahaneniz hazır: Okuldaki öğretmenlerden yeteri kadar yararlanamıyorum, öğretmen bana taktı, müdür muavini zaten celladın biri, bir kere mimlenmeye gör, ondan sonra iflah olmazsın işte…
Sevdiğiniz kız ile uzun bir dönem bir hayatı paylaştınız. Veya sevdiğiniz erkekle… Yaşanan her şey üstüne konulmayan banka mevduatı gibi bir bir tükendi, paylaşılacak ve yalanılacak hiçbir şey kalmadı… Gözünüz, sağda solda yalnız gezen taze avlarda… Dürüstçe partnerize, bu iş buraya kadar, bundan sonra herkes kendi yoluna demek yerine, telefona çıkmamalar, kendinizin pembe sandığı ama giderek gri olan yalanların arkasına sığınmalar… karşınızdakini kandırırken, aslında en başta kendinizi kandırmalar…
. . ……………………..
Anne babalar olarak, çocuklarımıza dürüst olmayı öğretiyoruz. Peki biz dürüst müyüz, çocuğumuza, eşimize, işimize, ailemize, çevremize karşı… Sanmıyorum, sanmam da mümkün değil. O halde yeni gelen nesillerden de dürüstlüğü beklemek hayal değil midir sizce?
Çocuğumuz, ilk sosyal ilişkisinden başlayarak sorunların çözümünü hep bahanelerin kısır döngüsünde aradığında sorumlu kim olacak sizce?
Bahaneleri sakladığımız o gizemli çantayı bir kerelik bile olsa bir kenara bırakamayız mı bu hayatta?
Bıraktığımızı farz edelim, yer yerinden mi oynayacak? Yoksa dürüstlüğümüz yüzünden bizi bir yerlerde hapsedecek bir güç mü ortaya çıkacak…
Kendimiz için, ailemiz için, arkadaşlarımız için ve özellikle de çocuklarımız için arada bir olsa da bahanelerin ardına sığınmayalım… Yarın ilk günümüz olsun, hepimizin…