8/5/2008 · Kategori: gunluk

Bir bilim adamı, elindeki tüm verileri analiz etmek ve sonrada elde ettiği sonucu objektif bir tarzda yayımlamakla yükümlüdür.

Ama ülkemizde maalesef yapılan çalışmalar ya menkıbelere dayandırılmış, ya Avrupa ve diğer Batılı ülkelerden hafif araklamalar yapılmıştır. Ha, kendine özgü çalışma yok mudur, vardır… Ama bir elin beş parmağından daha azdır.

Bu yazıyı yazmamın temel nedeni www.hurriyet.com sitesindeki haberdir: “İlahiyat Profesörü Süleyman Uludağ, "Sûfi Gözüyle Kadın" adlı kitabında "cinsel gücün keramet olduğunu" savunuyor.”

Sayın profosörümüz, menkıbelere dayandırdığı ve kendisine göre gayet bilimsel olan bu çalışmasında 84 yaşındaki bir Hak Eren’in 14 yaşındaki kıza bir gecede 60 defa sahip olmasını allandıra ballandıra anlatıyor.

Habere istinaden Sayın profosörümüze şunları sormak lazım:
1. Efendim sizin bir gecedeki performans sayınız kaçtır?
2. Yaşınızın ilerlemesi ile birlikte performans sayınız artmış mıdır?
3. Bir gecede bu sayıyı egela edemeyecek olan 80’lik dedelerin ölümünden sorumlu tutulacak olursanız nasıl bir savunma yaparsınız?
4. Yaşı daha genç olan ama maalesef bu sayıyı kıramayan ve kırması da hiçbir zaman mümkün olmayan zavallı gençlerimizin halini hiç ama hiç düşündünüz mü?

Düşünmediğiniz ortada. Laf ola beri gel… Sizin çalışmanız da bu kadar bilimsel…
Eminim bu çalışmanız profosörlük ünvanını almanızda da size ciddi anlamda yardımcı olmuştur.


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

28/4/2008 · Kategori: gunluk

Gazete haberlerini okumaktan ciddi anlamda bunaldım
Yüreğim sıkıştı, kanım dondu.
Belki bunlar klişe ama doğru

Bir tarafta “İman, din ve Müslümanlığı kimseye bırakmayan, tv ekranlarında ve de özellikle kadın programlarımda arzı endam eden bir ayağı çukurda bir “köşe taşı”

Diğer tarafta ekonomik sıkıntılar nedeni ile daha 14 yaşındaki kızını bu “ihtiyara” peşleş çekmekten utanmayan ve arlanmayan belki de hiç ama hiç vicdanı olmayan bir anne

Öte yanda, hiçbir suçu olmamasına rağmen tüm hayatı kararan ve “cinsel tacizi”in izlerini tüm ömrü boyunca ruhunun en derin yerinde bir kara leke olarak saklayacak masum küçük bir kız
* * *

Topkapı Sarayı’ndaki kutsal emanetlerin bekçisi olan gece gündüz elinden kutsal düşürmeyen, belki de başını hiç ama hiç seccadeden kaldırmayan ama kaldırdığında da chatten ayarttığı 14-16 yaşındaki erkek çocukları ayartan ve onlarla cinsel ilişki kuran bir imam…

* * *

Gözümün önünde iki film karesi donmuş sanki: “Osama” ve “Uçurtma Avcısı”
İsleyenler bilir, her iki filmde Taliban dönemindeki Afganistan’da geçmektedir.
İki filmin belki de ortak özelliği “cinsel taciz ve tacavüz”dür.

Biri küçüçük bir erkek çocuğuna, diğeri ise Taliban baskısından kurtulmak amacı ile erkek kılığına giren kız çocuğunun kurtuluş olarak dedesi yaşındaki molla ile evlendirilmesi.

Keşke hayat hep bir filmin karesi gibi geçici olsa desek bile, maalesef son dönemlerde izlediğimiz dramlar bir film karesi değil.
Hayatın ta kendisi
Tv tabiri ile demek gerekirse “acı gerçek”






Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!