27/12/2008 ·
Çok eski zamanlarda daha evlerimize tv’nin girmediği, doğalgaz borularının odadan odaya döşenmediği, ısınmak için beyaza boyanan odun sobalarının tercih edildiği o sert kış akşamlarını ne özlüyorum bir bilseniz…
Kışın kış olduğu, “tuuu” desen elin donduğu, çatılardan salkım salkım buzların sarktığı o kış gecelerinde dostlukların, paylaşımların ne bileyim hayatın tadı daha farklıydı belki…
Çekirdek ailelerin olmadığı cümbür cemaat geniş ailelerin bir arada yaşadığı; yatakların yorganların bir diğer kardeş ile paylaşıldığı, yataktaki yer için sudan bahaneler ile kavgalar edildiği o zamanları yaşayan bizleri şanslı addediyorum aslında!!!
Yanan odunun közlerine eşek ve at etinin karışmadığı doğal sucukların kokusunun tüm odayı sarardı. Sarmak ne kelime, tüm mahalleye buram buram yayılırdı o nazenin koku…
Karakışın yol vermediği meyvelerin birçoğunun adlarını okul kitaplarından öğrenirdik. Bugün Pazar tezgahlarını ya da manav önlerini süsleyen ithal bir çok meyvenin ne adını ne de tadını bilirdik. Bildiğimiz en baba lezzet, Washington portakal, elma ve hasbelkader mandalinaydı.
Ama kiler denilen yerin adını ve tadını ve de her duvarına sinmiş kokusunu hepimiz bilirdik. Küpler dolusu dut’un, cevizin, pestilin ve bir çok meyve kurusunun tadı bir başkaydı o zamanlar… Aile çekirdek olmayınca paylaşılan ürün de az oluyordu. Anneler, halalar, teyzeler adaletin terazisi gibi herkese eşit parça dağıtır Ali’nin hakkı Veli’ye; Veli’nin hakkı Ayşe’ye bir gram bile geçmezdi.
Annemin anlattığı yarı gerçek yarı hayal masalları, hikayeleri özlüyorum. Okuduğum onca kitapta bulamadığım, hayat dersi öğreten yüzyılların öğretilerini özlüyorum. Özlemlerim kat kat oluyor, sarıp sarmalıyor beni.
* * * * *
Karın lapa lapa gökyüzünden dans ederek indiği, ıssız sokaklarda köpeklerden başka kimsenin sesinin soluğunun duyulmadığı, tek katlı kerpiç evlerimizin sönen sobasına inat, yataklarımızda birbirimize sarılıp uyuduğumuz, anlatılan masalların diyarında bir kahraman gibi gezip dolandığımız o gecelerde hayat daha yaşanılacak gibiydi belki.
Geçmişimi özlüyorum.
Geleceğimi ise korkarak bekliyorum.