3/1/2009 ·
Baş ucu sözlüğüm der ki: Dante’nin anlatımlarından derleyecek olursak: ve onu izleyen diğer melekler cennetten kovulduğunda hızla aşağıya düşmeye başlarlar ve fakat en ağır günah şeytanda olduğu için en hızlı düşüş onunki olur.dünyaya tam Kudüs’ün zıt tarafından çakılır ve öyle derin bir çukur oluşur ki dünyanın merkezine iner.bu çukurdan çıkan toprak bir dağ oluşturur ve bu ARAF’tır..Şeytanın başı Kudüs’e dönük,poposu bir buz kütlesine gömülü,ayakları ise ARAF tarafındadır..” (http://sozluk.sourtimes.org/Default.asp?)
Dante’nin alegorik tasvirlerine gerek kalmayan bu cehennem dünyada hüküm süren zalim sultanların saltanat ilan ettikleri bir iklimde nefes almaya çalışan bir bendeyim…
İçimin kaldırmadığı, şiddetin kol gezdiği, anaların gözü yaşlı kılındığı; babaların yüreğinin yandığı bir iklimdeyim…
Beynimin, zihnimin, ruhumun reddettiği insanların “ötekileştirildiği” bir dünyada; zalimin zulmünden inim inim inleyen, bir lokma ekmek için birbirini paralayan; kardeşin kardeşe savaş ilan ettiği bir dünyadayım…
***
Araf’tayım…
İçim acı ile dolu…
Karanlık bir dünyada, ışığı arayan bir pervane gibi sağa sola çarpıyorum. El yordamı ile karanlıkları yarmaya çalışıyorum…
Balığın tamamen çürüdüğü, tuzun koktuğu bir yüzyıldayım.
Ne bir adım ileri, ne bir adım geri gidebiliyorum.
Olduğum yerden milim kıpırdayamıyorum.
Araf’ın tam ortasındayım…